İnce bir ışık süzülüyor yaprakların arasından,
İnce ama sıcacık,
Baba evi gibi güven veren,
Anne gibi şefkat gösteren.
İlerlerken ormanın sana gösterdiği yolda,
Eflatun bir çiçek geliyor parmaklarına.
Bir bebek gibi narin,
Bir çocuk kalbi gibi tertemiz.
Koparılsa yerinden kuruyacak, yok olacak
gibi hassas…
İlerlerken ormanın sana gösterdiği yolda,
Tahta kepenkli bir ev çıkıyor karşına,
İçinde küçük bir çocuk,
Umutla bakıyor sana.
“Sen de umutla bak dünyaya,
gez, toz, yüreğini dinle yaşa!”
Diyor,
Mahzunca.
Pes etme, dünya hep güzel,
İçinde “umut” oldukça…
İlerlerken ormanın sana gösterdiği yolda,
Ardında tahta kepenkli ev , önünde dev bir doğa.
Çıkıyor en anlamlı Ana,
Doğanın en güzel dersi, açmış kollarını göğe,
Köklerini ise toprağın en derinine.
Diyor ki;
“Bu kadar ululuk boşa değil!
“Sev Dünya’yı, tutun umuda,
Hep doğacaktır Güneş doğuda.
Yarınlarımız hep umutla…”

