Skip to content

TAMİRCİ

Gri ve küçük evlerin olduğu yerde yaşayan bir kız çocuğu vardı. Saçları uzun at kuyruğu ve önlüğü özenle hazırlanmış evden okula çıkıyordu; mutsuz, ağlama klı. Yan evdeki kadında evden çıkıyordu. Süslü ve alım kadın başı öne eğik, gözlerindeki yaşl arı rüzgâr savururken arabasıyla gidiverdi. İlerideki adam canı sıkkın önüne gelen otobüse bakma dan biniverdi. Kız ise okula gitmek istemiyordu, sabah izlediği herkes bir telaşe içinde ama kimse varacakları yere gitmek istemiyordu. Kız biraz yürümeye karar verdi. Biraz ileride kırı k dökük borular ve metallerden yapılma paslı yamuk yumuk bir ev fark etti. Daha önce nasıl gör memişti? Önünde yaşlı biri dağınık saçları cebinden çıkardığı gözlüğü büyüteç misali gözün e taktı. Biraz bakımsız ve ürkütücü halde evden çıktı, yürüyordu. Nereye gideceğini merak etti, ağaçtan ağaca takip etmeye başladı. Şehrin çöp merkezine yönelmişti. Ne işi vardı k i? Yaşlı adam söylenerek çöplerden bazılarını topluyordu. Yaklaştıkça adamın cila ve talaş koktuğunu fark etti. Elleri ise yara bere içindeydi. Saklandığı yerden uzun uzun gözlemlemeye başladı. Yaşlı topladıklarını sırtlayarak ağır adımlarla evinin yolu tuttu. Eşyalardan kapıy ı kapatacak hali kalmamıştı. İyice meraklanan küçük kız girmeye karar verdi. Evin içi gördüğü en b üyük evdi. Eşyalar eskiydi ama parlıyorlardı. Bu evde her eşya birer canlıydı. Fısıldaşmalarını duyar gibiydi; kırık kalemler, çalışmayan paslı saatler , yırtık kitaplar, çatlak aynalar, eskiye dair her şey yeniden canlanıyor gibiydi. Evde sessizce sağa sola bakındı ve birazdan adamı masasında çalışırken gördü. Ne yapıyordu neden yapıyordu… Birkaç adım yaklaştı ve biraz daha biraz daha derken çöpten aldıklarını tamir etiğini gördü. İzlerken adamın onu göz ucuyla fark ettiğini görünce korktu, kollarıyla geriye hamle yaptı. Yabancılar kendisine zarar verebilirdi, üstelik te yaşlılarda çok huysuzdu.
Korkmaması için çok fazla sebebi vardı. Adam görmemiş gibi davranmaya devam etti, çok geçmeden masasının yanına ufak bir tabure ve sehpa yerleştiriverdi. Kız çekinerek ve isteksizce oturunca yüzüne bakmadan tamir ettiği eşyalardan birini uzattı. Adam bir saati tamir ederken kızın önünde ise tamir etmesi için yırttık bir kitap duruyordu. O günden sonra her gün okulun ardından adamın yanına uğruyor ve sessizce orada çalışarak geçiriyordu. Tek kelime konuşmasalar da birbirlerini anlıyorlardı. Her tamir edilen objeden sonra yüzü gülümsüyordu.
Anladı ki Dünya’yı değiştiremeyiz. Belki insanların değersiz bu lduğu parçaları birleştirmekle anlamlandırabiliriz

Sıla GÜVEN