Skip to content

ALBERT CAMUS VE ABSÜRD YAŞAM

Absürd: Latince uyumsuz, mantığa uygun olmayan gibi anlamları olan bir kelime. Albert Camus’ye göre absürd ya da diğer adıyla saçma, insanın irrasyonel olanla yüzleşmesidir. Her insanın yaptığı ve deneyimlediği şeyde doğuştan gelen bir anlam bulma arzusu vardır. Albert Camus; yaşamın anlamını aramanın bir anlamı olmadığını ve insanın anlam arayışının absürd olduğunu söyler. Anlamsız kelimesimden yola çıkarak kendisinin başlattığı bu akıma absürdizm diyoruz.
Sisifos Söyleni kitabında da temel aldığı soru bu. Yaşam bu kadar absürdse yaşamanın anlamı ne? Buradaki absürdlük beklentiler ve gerçekler arasındaki çatışmada. İnsanların sürekli bir anlam arayışında olmaları. Ve evrenin hiç umursamadığı bir çatışmadan bahseder.
Anlamsız yaşamla baş etmek ve insanın kendine göre bu korkunç gerçekle yüzleşmek için üç ana yolu olduğunu söyler.
Birinci yol;
-Yok oluş. Yani intihar. Camus intiharı red eder. Çünkü intihar absürdün zaferidir. İnsanın yenilgisidir. İntihar etmek yerine yaşamı daha çok sevmek, daha yoğun yaşayıp, daha fazla tecrübe etmek gerektiğini söyler.
İkinci yol;
-Felsefi yok oluş. Yani suni umut. Suni umut demek bu dünyanın ortadan kaldırılıp yerine başka bir dünyanın konulması demektir. Absürd olan bu dünyanın yok edilip yerine öteki dünya yani tanrının konulması. Albert Camus için bu felsefi bir intihar demektir ve kabul edilemez bir durumdur. Çünkü suni umut sizi ilizyonlarla yaşamaya bağlar ve bu absürd durumu ortadan kaldırmaz. Absürt her zaman yerindedir ve yapılması gereken absürd ile bereber yaşamayı öğrenmektir.
Bu iki yolu reddeden Camus, üçüncü yol olan başkaldırıdan bahseder.
Başkaldırı :
Varoluşun absürdlüğüne karşı bir başkaldırıdır bu. Camus, başkaldırı ve sanatı aynı noktada buluşturur. Çünkü sanat, absürdden hareket eder onu reddetmez. Ve Absürd duygusuyla hareket eden başkaldıran sanat, ölümü ve öldürmeyi değil, yaşamı ve yaşatmayı temel alır. Düzensizlik yerine düzeni, kötülük yerine iyiliği, adaletsizlik yerine adaleti temel alır. Absürd, kahraman olmakta. Bir Absürd Kahraman, ilizyonlara sığınmaz. Aksine absürdlüğün farkındadır. Bununla cesur bir şekilde yüzleşir ve bunu tüm kalbiyle kabul eder. Entelektüel olarak fedakarlık yapmadan ya da fiziksel olarak yok olmadan tüm acı
gerçeklere karşı isyan eder.

Camus, bu Absürd kahramanın üç özelliğinden bahseder;
1- Cesurlardır. Varoluşun absürdlüğüne karşı sürekli savaşırlar. Ölümle karşı karşıya kaldığında bile yenilgiyi asla kabul etmezler. Ölümün kaçınılmaz olduğunu bile bile sürekli isyan halindedirler.
2- Özgürlerdir.
Dünya hakkındaki ebedi fikirlerin kölesi olmak yerine aklını kullanırlar. Ancak bunu yaparken de aklın sınırlılıklarını göz ardı etmezler.. Yani özgürlüğü başka yerlerde başka dünyalarda değil, şimdi ve burada ararlar.
3- Tutku dolulardır.
Mümkün olduğunca hayattaki her şeyi severler. Ve hayatlarını tatmin edici olması için çaba harcarlar. Yukarıda da bahsettiğimiz “Sisifos Söyleni” kitabında Camus, bu absürd durumun direniş ve başkaldırı ile mutlu bir varoluşun tasavvurunu yaparken kahramanın yaşamından örnek almıştır.
Sisifos, Yunan mitolojisinde tanrılar tarafından cezalandırılan ve bir kayayı dağın tepesine kadar yuvarlayıp çıkartmaya mahkûm edilmiş bir kahramandır. Sisifos kayayı tepeye kadar getirecek, kaya tepeye gelince yeniden aşağı düşecektir. Sonsuza dek süren yararsız ve umutsuz bir çabadan daha korkunç bir ceza yoktur. Sisifos’un her şeye rağmen bu işkenceden onu mutlu kılacak bir yan bulduğunu ve bilincinde bir çeşit sevinç hissettiğini umutlu-umutsuzluğun mutluluğuna ulaşacağını ileri sürer Camus. Sisifos’un kayanın tekrar düşeceğini bildiği halde her seferinde tepeye çıkarması bunun varoluşunun nedeni
olduğunu, bu azmini ve sonucunu bildiği halde asla vazgeçmeyişini mutlu ve umutlu bir amaç olarak düşünür. Çünkü onun bu çabası, azmin kaderine boyun eğmekten öte yapılan zulmü görmezden gelerek tanrılara karşı gelmektir. Sisifos her şeye rağmen bu absürdlüğü kabul ederek yaşamayı seçmiştir. Bu seçimin onun özgürleştirdiğini düşünür Camus, insanın gerçekten özgür olup olmadığını bilmek ister. Sisifos, tanrıların verdiği cezanın içinde kendi anlamını bulup, yaşamayı seçtiği gibi bizde bize sunulan yaşam karşısında kendi anlamımızı bulabilir, bu anlamda yaşamın ta kendisi olabilir, özgürleşebiliriz.
Kynk : Albert Camus, Sisifos Söylen, Albert Camus, Yabancı

Derveş